05 Temmuz 2009 Pazar

kişisel marka sadakati listesi [mim]

bunu yazmak için aslında çok geciktim. muhtemelen ranini' m de bana küsmüştür aylardır mimine yanıt vermediğim için ama vallahi de tillahi de(hep bunu kullanmak istemiştim) vaktim yoktu, vaktim varken de kafam bulanıktı.

ama "işte geldim buradayım, ben bu işte ustayım!" diyerekten girişiyorum aylar öncesinde bana paslanmış olan bu şahane mimi yanıtlamaya. daha evvel de söyledim, bayılıyorum mim yazmaya aslında ben. mimimizin konusu, adından da gayet anlaşılabileceği gibi, şahsi olarak vazgeçemediğimiz markalar. yani havada, karada, zenginlikte ve yoksullukta, neler ve özellikle hangi markadan olmaz ise olmuyor benim için? hemen bakalım:

***
1. nivea:




nivea' nın pudralı deodorantlarını ve dudak kremlerini yıllardır kullanıyorum. son derece memnunum. deodorant deyince, koltukaltıma sıktığım şey nivea değilse içim rahat etmiyor. gerçi nivea, çok bariz şekilde dudak kremlerinin ambalajını lobello' dan araklıyor ama olsun. her dakika lobello alacak ve gönderecek yurtdışı bağlantılarım yok ne yazık ki. o yüzden "nivea rullzz" diyorum.


2. nescafe 3' ü 1 arada:



daha başka bir çok markanın 3' ü 1 aradalarını denedim, ama ı ımh. gerçi bir arkadaşım "filtre kahve sevmiyorsan ve bu 3' lü zamazingoyu içiyorsan sen kahve tiryakisi değilsin." diye ezdiydi beni. ama ne yapayım seviyorum?



3. chesterfield classic blue:




sigaraya camel ile başlamış, akabinde dedemin paketlerinden aşırma usülü ile bir süre parliament takılmış; sonrasında marlboro box' a geçmiştim. o zamanlar marlboro lights yoktu; çıkar çıkmaz da yazlıktaki evladiyelik arkadaşlarımla ona geçtik. sonra, tam olarak anımsamıyorum ama, bir zam sonrasıydı; toplu olarak chesterfield light(yani classic blue)' a geçiş yaptık daha ucuz diye. nasıl bir alışkanlıksa, aynı grup, olduğu gibi, aradan yıllar geçmesine rağmen ve hatta biz artık eskisi kadar sık görüşemesek de aynı sigarayı kullanıyor. bu arada, hep söylerim, "sigara sağlığa zararlıdır."



4. nokia:




bir sürü değişik marka telefon kullandım, nokia gibisi gerçekten yok. kullanımı da dayanıklılığı da tartışılmaz. gerçi, çok dayanıklı değildi ama, melodileriyle filan, en çok özlediğim markası 8200(emin değilim bu muydu ama minik olanından bahsediyorum). kısacası nokia bir tane.



5. nutella:




ben bu naneye ne zaman alıştım ilk, hangi arada derede şokelladan caydım bilemiyorum ama, arada fark yok diyeni allah taş yapar, bundan eminim. nutella başka bir alem, başka bir dünya lan resmen. pms günlerinin en yakın dostu bir kere. çok lezzetli. vazgeçemiyorum.



6. domestos yeşil:




bir kere, başka markalarla temizlik yapınca benim içime sinmiyor, sanki temizlemiyormuş gibi geliyor. domestos öyle değil. neden bilmiyorum ama huzur veriyor bana. neden özellikle yeşil? diğerlerini de denedim bok varmış gibi. güzel kokmuyorlar arkadaşım. yeşilinin kokusunu parfüm yapsalar alırım, o derece..



7. nike:



spor yaptığım dönemden kalma bir alışkanlık. bir de cinsliğimden kaynaklanan bir alışkanlık. herkes adidas giyerdi.. ayakkabısından çorabına, tişörtünden şortuna, dizliklerine kadar. ben illa nike da nike. seviyorum işte. daha sade ve daha kaliteli geliyor. başka sebebi yok.



8. clinique:




son yıllarda eczaneler dışında satılmaya başlamasıyla canımı sıkmış olsa dahi, hassas ve alerjik bir cildim olduğu için tercih ettiğim bir marka clinique. allık, pudra, güneş kremi vs. genelde clinique dışında bir şey almamaya özen gösteriyorum; çünkü her ne kadar kalitesinde bariz bir düşüş olduysa da, cildime hala en zarar vermeyen ürünleri clinique üretiyor.



9. coca cola:




oturduğu yerde içecek olarak seçip de cola içen birisi değilim. genel olarak sadece yemeklerle tüketirim, yemek bittikten sonra da "harç bitti yapı paydos" mantığı ile bardağımda kalan colayı içemem. restoranlarda kutu kola yerine şişe tercih etmemin yegane sebebi de budur. bitiremiyorum zira, yani sayılıdır bir kutu kolayı köküne kadar içmiş olmam. ama, ne olursa olsun, pepsi vs. bana aynı tadı vermiyor. coca cola dışındaki cola markalarının tadlarını sevmiyorum. hatta diet coke ve zero da sevmiyorum. sadece normal coca cola olsun.



10. tikveşli altın ayran:



ayran içmeye çok geç başladım. çocukluğumdan beri peynir, ayran ve yoğurt tüketmezdim. peynir hala yemiyorum ama üniversite yıllarında mantı ile filan yoğurt yemeye başladım. en son 2 yıl önce yazın da, istanbul' un gevur şeysi gibi yandığı bir gün, suyun çok içince midemi lıngır lıngır yapması, coca cola' nın ferahlatmaması filan gibi sebeplerle bir deneyeyim diyerek ayran aldım. vallahi nefis geldi. ama, tikveşli altın ayran haricinde içemiyorum; gerçi izmir' in sakıpağa markası da fena değil ama tikveşli altın ayranın yerini hiçbiri tutamıyor.

***

ben de isterdim şu listeye bir parfüm adı yazayım sevgili okuyucu. çok da severek kullandığım parfümlerim oldu, hatta amiyane tabiriyle bu parfüm konusunda her markaya parmak atmışlığım vardır. ama yok işte. "ahan da ben" diyebileceğim, yıllarca sadece onu kullanacağım parfüme henüz rastlamadım. bulursam bir gün, inan olsun editleyeceğim yazıyı. haydi bakalım.

bu arada mimin üzerinden çok zaman geçmiş olduğu için, kimseye paslamıyorum. yazmak isteyen olursa yazabilir. hadi size iyi günleeeeeeer!

1 kişi duymuş:

mademoiselle marttle dedi ki...

nivea labellonun ambalaj tasarımını çalmıyor yalnız, ikisi zaten aynı şey:) o ürün beiersdorf markasının dudak bakım ürünü, satışın yapıldığı ülkeye göre labello, nivea veya beiersdorf adıyla pazarlanıyor. burda isviçrede fransız kesiminde labello mesela, ama alman kesiminde beiersdorf ve hatta italyan kantonunda nivea:) boşuna yurt dışına gidenlere labello siparişi verme, sadece aynı ürüne daha fazla ödersin.